Türkiye, eğitim camiasına bomba gibi düşen “kayıt borsası” skandalını konuşuyor. Gaziantep Üniversitesi’nde (GAÜN) patlak veren ve belgelere yansıyan iddialara göre; üniversite yönetimi, yabancı uyruklu öğrencileri 20 bin dolar karşılığında usulsüz bir şekilde Tıp ve Diş Hekimliği fakültelerine kaydetti. Kurulan rant ağının boyutları, YÖK soruşturması ve ifşa edilen WhatsApp yazışmalarıyla gözler önüne serildi.
Olayın gün yüzüne çıkması, YÖK Denetleme Kurulu’nun milyonlarca liralık kamu zararına yol açtığı belirtilen bir GES (Güneş Enerjisi Santrali) projesiyle ilgili başlattığı soruşturmayla tetiklendi. İhale mevzuatının baypas edildiği iddia edilen bu proje kapsamında eski yönetim kurulu üyeleri ifadeye çağrılırken, asıl çarpıcı gerçekler eski Rektör Prof. Dr. Ali Gür’ün sosyal medyadan yayınladığı belgelerle patladı.
Eski Rektör Gür’ün paylaştığı WhatsApp yazışmaları, üniversite içerisindeki yabancı öğrenci kontenjanlarının nasıl organize bir “menfaat ağına” dönüştürüldüğünü kanıtlar nitelikte.
İddiaların odağındaki mevcut Rektör Arif Özaydın’ın, tıp eğitimindeki niteliği hiçe sayan tavrı ise yazışmalara yansıyan en vurucu detaylardan biri oldu. Tıp Fakültesi öğretim üyelerinin, yabancı kontenjanının bir anda fiziksel kapasiteye aykırı şekilde 80 kişiye çıkarılmasına isyan etmesi üzerine Rektör Özaydın’ın akademisyenlere, “Ben rektörüm, istediğim kadar alırım” şeklinde tepki gösterdiği öne sürüldü.
Skandalda adı geçen bir diğer kritik isim olan eski Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Balat’ın da fakültelerin altyapı yetersizliğine rağmen bu anormal kontenjan artışlarını savunduğu ve karara muhalif olan akademisyenlere baskı (mobbing) uyguladığı iddia ediliyor.
Perde arkasındaki çarkın 2021-2024 yılları arasında sistematik bir şekilde işletildiği belirtiliyor. Ortaya dökülen belgelere göre; Afrika, Orta Asya ve Ortadoğu ülkelerinden gelen öğrencilere belirli aracı firmalar üzerinden “garantili kayıt” vaadi sunuldu ve sisteme entegre edilmeleri sağlandı.
Eski Rektör Gür, söz konusu döneme ait kayıt evrakları titizlikle incelendiği takdirde, bu aracı firmalarla ne tür bir çıkar ilişkisi kurulduğunun tüm çıplaklığıyla netleşeceğini savunuyor. Başlangıçta mali bir soruşturma (GES projesi) olarak filizlenen sürecin, art arda gelen “öğrenci kayıt borsası” itiraflarıyla eğitim tarihinin en büyük usulsüzlük dosyalarından birine dönüşmesi bekleniyor.
Gözler şimdi, milyonlarca gencin hayalini kurduğu sıraların parayla satıldığı iddiası üzerine yetkili mercilerin atacağı yeni adımlara çevrilmiş durumda.
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap