ABD Başkanı Donald Trump’ın Çin ziyareti sırasında tüm dünyanın gözünü diktiği o büyük uyarı geldi. Çin Devlet Başkanı Şi Jinping, Trump ile yaptığı baş başa görüşmede, Tayvan meselesinin yanlış yönetilmesi halinde iki süper gücün bir çatışma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini açıkça dile getirdi. Washington’ın Tayvan politikasına yönelik en sert mesajlardan biri olarak kayda geçen bu gelişme, küresel piyasalarda da yankı buldu. Peki, Şi Jinping’in bu sert çıkışının arkasındaki gizli tehdit ne?
Çin devlet televizyonu CCTV’nin aktardığına göre; görüşmenin ana gündem maddesi beklenen ticaret anlaşmaları değil, Tayvan üzerindeki hakimiyet kavgası oldu. Şi Jinping, Trump’ın gözlerinin içine bakarak Tayvan sorununun iki ülke arasındaki “en önemli ve en hassas” mesele olduğunu vurguladı.
Şi, diplomatik sınırları zorlayan açıklamasında şu kritik ifadeleri kullandı:
“Tayvan meselesi yanlış ele alınırsa, iki ülke karşı karşıya gelebilir, hatta çatışabilir. Bu durum, tüm Çin-ABD ilişkisini son derece tehlikeli bir duruma sokabilir.”
Pekin yönetimini asıl öfkelendiren gelişme, Washington’ın geçtiğimiz aylardaki hamlesi oldu. Aralık 2025 tarihinde ABD, Tayvan ile tam 11 milyar dolarlık dev bir silah anlaşması imzaladığını duyurmuştu. Uzmanlar, Şi Jinping’in bu son uyarısının, Trump yönetimine bu silah satışlarını durdurması için yapılan açık bir baskı olduğunu değerlendiriyor. ABD’li senatörler ise Trump’a gönderdikleri mektupta, Tayvan’a olan desteğin hiçbir ekonomik müzakere için pazarlık konusu yapılmamasını istiyor.
Peki, bu kriz neden bu kadar derin? Sorunun kökeni 1949 yılındaki Çin İç Savaşı’na dayanıyor. Mao Zedong liderliğindeki komünistlerin zaferi sonrası, eski hükümet yanlıları Tayvan adasına sığınarak burada kendi yönetimlerini kurmuştu. Çin, o günden beri Tayvan’ı kendi toprağı ve “ayrılıkçı bir eyaleti” olarak görüyor. Tayvan ise bugün kendi pasaportuna, ordusuna ve demokratik yapısına sahip olsa da dünyada sadece 12 ülke tarafından resmi olarak tanınıyor.
Şi Jinping’in “çatışma” kelimesini telaffuz etmesi, askeri uzmanlar tarafından en kötü senaryonun masada olduğu şeklinde yorumlanıyor. Çin, Tayvan’ın bağımsızlık ilan etmesi veya yabancı güçlerin adaya askeri müdahalesi durumunda güç kullanma hakkını saklı tuttuğunu defalarca belirtti. Trump’ın ise daha önce bu konudaki “Ne yapacağı Şi’ye kalmış” şeklindeki esnek açıklamaları, ABD’nin net tavrının ne olacağı konusunda soru işaretlerini artırıyor.
Dünya, iki liderin bu gergin diyalogdan sonra atacağı somut adımları bekliyor. Gelişmeler anlık olarak aktarılmaya devam edecek.
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap