Psikiyatri Uzmanı Dr. Çağrı Çimentepe Sezer, aşırı kaygının fiziksel etkilerini ve anksiyete bozukluğu ile baş etme yollarını değerlendirdi.
Psikiyatri Uzmanı Dr. Çağrı Çimentepe Sezer, endişenin tek başına bir hastalık olmadığını ancak kişinin durumuyla orantısız kaygı yaşaması durumunda soruna dönüştüğünü belirtti. Makul düzeydeki kaygı, bireyleri risklere karşı hazırlıklı tutarak tedbir almaya yönlendiren işlevsel bir mekanizma görevi görüyor.
Sınırın aşıldığı durumlarda kaygı, dikkat dağınıklığına ve karar verme süreçlerinde zorlanmalara yol açıyor. Normal şartlarda bir sorun çözüldüğünde kaygı seviyesinin düşmesi beklenirken, anksiyete bozukluğu yaşayan bireyler gerçekleşmemiş ihtimaller üzerinde yoğunlaşarak bu döngüyü kontrol edemiyor.
Vücudun kendini korumaya almasıyla gelişen yoğun stres, kalp çarpıntısı, kas gerginliği, terleme, mide-bağırsak sorunları ve hızlı nefes alıp verme gibi fiziksel tepkilere neden oluyor. Gerçek bir tehdit olmaksızın devam eden bu alarm hali, bireyin hem fiziksel hem de psikolojik olarak tükenmesine sebebiyet verebiliyor. Uzmanlar, hedefin kaygıyı tamamen yok etmek değil, kontrol edilemez hale geldiğinde profesyonel destekle süreci yönetmek olduğunu vurguluyor.
Yorum Yap