2025 yılı, Türkiye tarımı için zor bir sezon olarak hafızalara kazındı. Özellikle ilkbahar aylarında yaşanan yoğun zirai don, 65 ili etkisi altına alarak tarımsal üretimde ciddi kayıplara neden oldu. Bahçelerde meyveler dondu, tarlalarda verim düştü, umutlar buz kesti.
2025 yılı, Türkiye tarımı için zor bir sezon olarak hafızalara kazındı. Özellikle ilkbahar aylarında yaşanan yoğun zirai don, 65 ili etkisi altına alarak tarımsal üretimde ciddi kayıplara neden oldu. Bahçelerde meyveler dondu, tarlalarda verim düştü, umutlar buz kesti. Ancak devlet, üreticisini yalnız bırakmadı. Yeni açıklanan destek paketiyle, tarımın kalbine 6,5 milyar liralık bir sıcaklık daha gönderildi.
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın açıklamasına göre, sigortasız ama Çiftçi Kayıt Sistemi’ne (ÇKS) kayıtlı üreticiler için ek bir ödeme süreci başlatıldı. Bu destek, daha önce yapılan yardımların devamı niteliğinde. Böylece sigortasız çiftçilere yapılan toplam destek 20,4 milyar liraya ulaştı.
Ve bu sadece bir kalem… Sigortalı çiftçilere yönelik desteklerin de 19 milyar lirası şimdiden ödenmiş durumda. Genel tabloda, 2025 yılı zirai don zararlarına karşı ayrılan toplam bütçe 46,5 milyar lirayı buluyor.
Kasım ayı itibarıyla başlayan ödemeler, yaklaşık 470 bin üreticiye ulaştırılacak. Üstelik süreç sadece dijitalde değil; sahada da yoğun mesai harcanıyor. Bakanlık ekipleri, ödemelerin hızlı ve eksiksiz tamamlanması için il il, köy köy çalışıyor.
Destek paketinin maddi yönü kadar sembolik değeri de büyük. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da belirttiği gibi bu destekler, çiftçiye sadece para değil; aynı zamanda moral, güven ve üretim azmi veriyor.
Zirai don, özellikle meyve bahçeleri ve tahıl üretiminde hasara neden oldu. Buğday, arpa, ayçiçeği gibi ürünlerde %10-15 civarında kayıplar yaşandı. Ancak Bakanlık, hızlı müdahalelerle piyasadaki istikrarı korumayı başardı. Stok yönetimi, ithalat tedbirleri ve bölgesel planlamalarla, gıda arzında herhangi bir kriz yaşanmadı.
Gelecek için de planlar hazır: 2026 tarım bütçesinde 888 milyar lira kaynak ayrılmış durumda. Bu bütçeyle sulama projeleri, iklim uyum yatırımları ve erken uyarı sistemleri gibi kritik konulara öncelik verilecek.
Destekler üreticiyi rahatlatmış olsa da, sahadan gelen mesajlar net: sigorta sisteminin daha erişilebilir ve teşvik edici hale getirilmesi gerekiyor. Özellikle iklim krizinin etkileri her yıl daha da hissedilirken, tarım sigortası artık bir lüks değil, zorunluluk hâline geldi.
Bakanlık da bu konuda adımlar atıyor. Mobil uygulamalarla üreticilere erken uyarılar sunulması, afet eğitimlerinin yaygınlaştırılması ve dijital sistemlerin köylere kadar ulaştırılması hedefleniyor.
Bu destek paketiyle birlikte çiftçilerin elini çabuk tutması ve 2026 sezonuna hazırlanması bekleniyor. Tohumlar toprakla daha erken buluşacak, üretim zinciri yeniden ivme kazanacak. Krizler, ne kadar sert olursa olsun, çözüm üretildiğinde birer dönüm noktasına dönüşebilir.
Zirai don vurdu ama üretici yıkılmadı. Çünkü arkasında, tarlasına sahip çıkan bir sistem var. Bugün hesaplara yatan her lira, yarın soframıza gelen ekmeğin, meyvenin, sebzenin güvencesi demek. Destekler, sadece çiftçiyi değil; hepimizi ayakta tutuyor.
Yorum Yap