Türkiye’de milyonlarca çalışanın ve işverenin gözü kulağı Ankara’dan gelecek haberde. 2026 asgari ücret pazarlığında süreç hızlanırken, Bakan Işıkhan’ın temasları ve masadaki veriler “ek zam” beklentisini güçlendirdi. Türk-İş’in katılmadığı ikinci toplantıda neler konuşuldu? İşte masadaki 5 farklı senaryo ve sürecin perde arkası.
Türkiye ekonomisinin en önemli gündem maddesi olan asgari ücret belirleme çalışmaları, Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun ikinci toplantısıyla yeni bir boyuta taşındı.

Milyonlarca çalışanın yaşam standardını doğrudan, dolaylı olarak ise tüm ülke ekonomisini etkileyecek olan 2026 yılı asgari ücreti için nefesler tutuldu.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın sendikalarla yürüttüğü yoğun diplomasi trafiği ve yaptığı açıklamalar, kamuoyunda “standart enflasyon zammının ötesinde bir iyileştirme” beklentisi yarattı.

Sürecin en dikkat çekici detayı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın uzlaşmacı tavrı oldu. Komisyon toplantıları sürerken sahada da aktif bir diplomasi yürüten Bakan Işıkhan, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay’ı ziyaret ederek işçi tarafının kırmızı çizgilerini ve taleplerini bizzat dinledi.
Bu kritik ziyaretin ardından kameralar karşısına geçen Işıkhan, sürecin “sosyal diyalog” mekanizmasıyla yürütüleceğinin altını çizdi. Bakan Işıkhan’ın, “İşçilerimizi enflasyona ezdirmeyeceğiz, aynı zamanda işverenlerin sürdürülebilirliğini ve istihdamı da gözeteceğiz” şeklindeki ifadeleri, hükümetin “altın orta yol” arayışında olduğunu gösteriyor. Ancak kulislerde konuşulan asıl konu, Işıkhan’ın bu temaslarının ardından masaya gelen “ek zam” seçeneği oldu.
Ekonomi yönetiminin “hedef enflasyona göre zam” stratejisi ile sendikaların “gerçekleşen enflasyon + refah payı” talebi arasındaki makasın nasıl kapanacağı merak konusuydu. Edinilen bilgilere göre, geçen yıldan kalan ve çalışanların alım gücünde ciddi erimeye yol açan yaklaşık yüzde 14’lük enflasyon farkı masaya yatırıldı.
Sendikalar, sadece 2026 yılı beklentilerinin değil, 2025 yılında kaybedilen alım gücünün de telafi edilmesini talep ediyor. “Ek zam” veya “refah payı” olarak adlandırılan bu formülün, asgari ücretin belirlenmesinde kilit rol oynaması bekleniyor. Bakan Işıkhan’ın işçi kesiminin bu hassasiyetini komisyona taşıması, uzlaşı zeminini güçlendiren bir adım olarak yorumlandı.
Asgari Ücret Tespit Komisyonu’nun gerçekleştirdiği ikinci toplantı, sıra dışı bir gelişmeye sahne oldu. İşçi tarafını temsil eden Türk-İş heyeti, toplantıya katılım sağlamadı. Yaklaşık 1,5 saat süren görüşme, hükümet yetkilileri ve işveren tarafını temsil eden Türkiye İşveren Sendikaları Konfederasyonu (TİSK) heyeti arasında gerçekleşti.
Türk-İş’in bu hamlesi, masadaki ilk rakamlara veya pazarlık yöntemine yönelik bir “tepki ve taktik” olarak değerlendiriliyor. İşçi temsilcilerinin yokluğunda geçen toplantıda; Hazine ve Maliye Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı ve Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) temsilcileri kapsamlı sunumlar yaptı. Özellikle TÜİK’in sunduğu enflasyon verileri ve Hazine’nin ekonomik projeksiyonları, zammın matematiksel çerçevesini çizdi. Toplantıda, Türkiye’nin güncel ekonomik verileri, büyüme rakamları ve geçim endeksleri detaylıca irdelendi.
Komisyon masasında ve ekonomi kulislerinde konuşulan zam oranları, teknik hesaplamalarla somutlaştı. Henüz resmi bir rakam telaffuz edilmese de, enflasyon hedefleri ve refah payı ihtimalleri üzerinden 5 farklı senaryo öne çıkıyor.
İşte olası zam oranlarına göre 2026 yılında geçerli olacak net asgari ücret tahminleri:
2026 asgari ücret süreci, sadece bir maaş zammı pazarlığı olmanın ötesinde, Türkiye’nin makroekonomik dengeleri açısından da büyük önem taşıyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı, ücret artışlarının enflasyonu tetiklemeyeceği (ücret-fiyat sarmalı) bir seviyede tutulmasını hedeflerken; Çalışma Bakanlığı sosyal barışı korumayı önceliyor.
Uzmanlar, asgari ücretin belirlenmesinde “satın alma gücü paritesinin” korunmasının hayati olduğunu vurguluyor. Yüksek enflasyon ortamında yapılan zammın aylar içinde erimemesi için, fiyat istikrarının sağlanması gerektiği konusunda tüm taraflar hemfikir. Ancak işçi tarafı, “Enflasyon düşecek diye bugünkü açlık sınırının altında imza atamayız” görüşünü savunuyor.
Gözler şimdi komisyonun yapacağı üçüncü ve dördüncü toplantılara çevrildi. Türk-İş’in masaya dönmesi ve pazarlıkların son aşamaya gelmesi bekleniyor. Geleneksel olarak Aralık ayının son haftasında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da devreye girmesiyle nihai rakamın açıklanması öngörülüyor.
Bakan Işıkhan’ın “Vatandaşımızı enflasyona ezdirmeme” sözü ve masadaki “ek zam” dosyasının varlığı, çalışanları umutlandıran en büyük etken. Önümüzdeki günler, milyonlarca hanenin 2026 yılı bütçesini belirleyecek kritik gelişmelere gebe.
Kaynak: Haber merkezi
Yorum Yap