Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta art arda yaşanan, tüm ülkeyi yasa boğan okul saldırıları “bireysel silahlanma” tehlikesini acı bir tabloyla yeniden gözler önüne serdi. Peki, henüz ortaokul ve lise çağındaki çocuklar bu ölümcül silahlara nasıl bu kadar kolay ulaşabiliyor? Uzmanlar, denetimsiz dijital platformlardaki silah pazarlarına, evde alınmayan güvenlik önlemlerine ve “kopya saldırı” riskine dikkat çekiyor.
Türkiye, son iki günde okullardan gelen peş peşe silahlı saldırı haberleriyle sarsıldı. Önce Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde eski bir öğrencinin pompalı tüfekle dehşet saçtığı olay, ardından Kahramanmaraş’ta 8. sınıf öğrencisinin 5 silah ve 7 şarjörle okula gelerek 9 kişinin hayatını kaybetmesine neden olduğu katliam… İki acı olayda da saldırganların eylem sonrası kendi yaşamlarına son vermesi, tehlikenin boyutunu daha da vahim bir noktaya taşıdı. Yaşanan bu şokun ardından kamuoyunun zihninde tek bir soru yankılanıyor: Çocuk yaştaki bu kişiler, silaha nereden ve nasıl ulaşıyor?
Ateşli silahlara erişimin dijitalleşmesi, tehlikenin sokaklardan evlerimizin içine kadar girmesine zemin hazırlıyor. Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Bilişim Teknolojileri Uzmanı Prof. Dr. Ali Murat Kırık, özellikle Telegram gibi denetimi oldukça zor olan mesajlaşma uygulamalarındaki anonim grupların devasa bir risk oluşturduğunu vurguluyor.
Kırık’ın dikkat çektiği verilere göre; çocuklar neyin suç, neyin tehlike olduğunu tam olarak idrak edemeden bu platformlardaki yasa dışı ağların içine çekiliyor. Türkiye’deki her 10 silahtan 9’unun ruhsatsız olduğu ve sadece 2025 yılı verilerine göre bir yıl içinde 110 binden fazla yasa dışı silahın ele geçirildiği göz önüne alındığında, karanlık internetin nasıl kolay erişilebilir bir silah pazarına dönüştüğü açıkça görülüyor.
Toplumu derinden sarsan bu eylemlerde çocukların psikolojik süreçleri de kilit rol oynuyor. Çocuk ve Ergen Terapisti Uzman Psikolog Aynur Sayım, bu düzeyde bir şiddete başvuran çocukların öncesinde mutlaka bazı tehlike sinyalleri verdiğinin altını çiziyor.
Saldırgan çocukların arka planında genellikle akran zorbalığı, sosyal izolasyon, şiddetli değersizlik hissi ve aile içi problemler göze çarpıyor. Uzmanlara göre; “Dünya bana karşı” algısıyla hareket eden bu gençler; ani öfke patlamaları, hayvanlara zarar verme eğilimi, aniden içe kapanma ve intikam planlarını arkadaşlarına anlatma gibi belirgin ipuçları veriyor. Eğitimcilerin ve ailelerin bu sinyalleri zamanında fark edip profesyonel destek mekanizmalarını devreye sokması hayati önem taşıyor.
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’taki saldırıların peş peşe yaşanması, kriminolojide sıkça karşılaşılan “kopya saldırı” (Copycat) ihtimalini gündeme getirdi. Uzman Psikolog Sayım, medyada ve özellikle sosyal ağlarda bu tür olayların tüm ince detaylarıyla, sansürsüz görsellerle paylaşılmasının, şiddet eğilimi olan diğer çocukları “cesaretlendirebileceği” konusunda kritik uyarılarda bulunuyor. Haberlerin dramatize edilerek veya eylemi yücelterek verilmesi, risk grubundaki gençler için maalesef bir rol modellemesine dönüşebiliyor.
Kahramanmaraş’taki dehşet verici olayda saldırgan çocuğun, eski bir emniyet mensubu olan babasına ait silahları kullanması, ev içi güvenlik zafiyetlerini de masaya yatırdı. Uzmanlar, evinde ruhsatlı dahi olsa silah veya tehlikeli alet bulunduran ebeveynlerin, bunları çocukların kesinlikle ulaşamayacağı, şifreli ve kilitli kasalarda muhafaza etmesi gerektiğini belirtiyor.
Şiddetin temelindeki bir diğer etken ise eğitim sistemindeki yapısal eksiklikler. Dokuz Eylül Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Abbas Türnüklü, okullarda akademik başarıya odaklanılırken, “toplumsal yaşamda öfke kontrolü ve farklılıkların nasıl yönetileceğinin” çocuklara öğretilmediğini vurguluyor. Uzlaşma, empati ve sorun çözme kültürünün gençlere aşılanamaması, en ufak bir krizin bile telafisi olmayan trajedilerle sonuçlanmasına yol açıyor.
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap