Dünyanın en büyük iki ekonomisi arasında sular yeniden ısınıyor. ABD’nin aralarında Avrupa Birliği ve Hindistan’ın da bulunduğu 16 farklı ekonomiye yönelik başlattığı beklenmedik soruşturma, piyasalarda deprem etkisi yarattı. Peki, küresel tedarik zincirini ve hepimizin cebini yakından ilgilendiren bu hamlenin arkasında ne yatıyor? Çin cephesinden gelen o sert açıklamalar ve krizin perde arkasındaki gerçekler…
Amerika Birleşik Devletleri’nin imalat sektöründeki “kapasite fazlası” gerekçesiyle düğmeye basması, Pekin yönetimini harekete geçirdi. Çin Ticaret Bakanlığı, Washington’ın bu hamlesini “uluslararası ticaret düzeninin altını oyan tipik bir tek taraflı eylem” olarak nitelendirdi. Sadece Çin’i değil, dünyanın önde gelen dev ekonomilerini de hedef alan bu adım, küresel pazarlarda yeni bir ticaret savaşının ilk sinyali olarak okunuyor.
Türkiye gibi gelişmekte olan piyasaları ve her gün tükettiğimiz teknoloji, otomotiv ve temel üretim mallarının fiyatlarını belirleyen bu küresel tedarik zinciri savaşı, doğrudan hepimizi ilgilendiriyor. İki devin kavgası tedarik zincirinde daralmalara yol açarsa, bu durum dünyanın dört bir yanındaki raflarda yeni bir enflasyon dalgası yaratma tehlikesi taşıyor.
Kısaca özetlemek gerekirse; 1974 tarihli ABD Ticaret Yasası’nın 301. bölümü, Amerikan başkanına uluslararası kuralları ihlal ettiğini düşündüğü bir ülkeye karşı çok geniş misilleme yetkileri tanıyor. Gümrük vergilerini artırma veya ticareti kısıtlama hakkı veren bu madde, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kurallarını çiğnediği gerekçesiyle küresel ticaretin üzerindeki en büyük şok tehditlerinden biri olarak görülüyor. Çin de tam olarak bu hukuksuzluğa vurgu yapıyor.
Herkes sadece Çin’in hedef tahtasında olduğunu düşünürken işin aslı oldukça farklı. Soruşturma çemberi o kadar geniş ki, içlerinde Avrupa Birliği (AB), Meksika ve Hindistan’ın da bulunduğu tam 16 dev ekonomi mercek altında. Çin yönetimi bu iddialara, “Eğer her ülke yalnızca kendi iç pazarına yetecek kadar üretim yapsaydı, sınır aşırı ticaret diye bir şey kalmazdı” sözleriyle mantıksal bir itiraz getiriyor. Durum bununla da sınırlı değil; ABD’nin zorla çalıştırılan iş gücü iddialarıyla 60 farklı ekonomiye daha ayrı bir 301. madde soruşturması açtığı ortaya çıktı.
Zihinlerdeki asıl soru şu: Kriz derinleşecek mi? Çin yönetimi, durumu son derece yakından izlediğini belirterek meşru haklarını ve çıkarlarını korumak için gereken tüm tedbirleri alma hakkını saklı tuttuğunu açıkça ilan etti. Washington yönetimine “hatalı uygulamalardan vazgeçip diyalog masasına dönme” çağrısı yapılsa da, ufukta uzlaşmadan çok yeni misillemelerin habercisi var. Uzmanlar, bu restleşmenin piyasalarda kalıcı sarsıntılar yaratabileceği konusunda uyarıyor.
…
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap