Tıp ve felsefe alanında çığır açan çalışmalarıyla tüm dünyada saygı gören büyük İslam âlimi İbn-i Sina’nın hayatını ve eserlerini sizler için derledik.
Çağının ötesine geçen çalışmaları, kaleme aldığı paha biçilmez eserler ve oluşturduğu kaynak külliyatı ile İbn-i Sina, günümüz bilim ve ilim camiasına hala yol göstermeye devam ediyor. Evrensel bir İslam düşünürü ve hekim olarak tanınan İbn-i Sina’nın küresel çapta yankı uyandıran başarılarını ve derin mirasını inceliyoruz. Batı’nın “Avicenna” lakabıyla andığı bu büyük dehânın hayatına, gerçekleştirdiği çığır açan icraatlara ve en temel yapıtlarına yakından bakıyoruz.
Asıl ismi Ebu Ali Hüseyin olan ve Avrupa’da “Avicenna” olarak ünlenen İbn-i Sina, mümtaz bir İslam âlimidir. 980 senesinde, bugünkü Özbekistan sınırları içindeki Buhara’ya yakın Efşene köyünde dünyaya göz açtı. Olağanüstü zekâsını erken yaşta gösteren İbn-i Sina, henüz on yaşını doldurmadan Kur’an-ı Kerim’i tamamen ezberleyerek hafızlık mertebesine ulaştı. Bugün dahi tıp alanındaki öncü araştırmalarıyla tanınan bu dehanın kitapları, dünyanın saygın eğitim kurumlarında temel ders materyali olarak okutulmaktadır. Özellikle Batı medeniyetinde kendisine “Hekimlerin Pîri” unvanını layık gördüler.

İbn-i Sina, gençlik yıllarından itibaren çok yönlü bir ilgi yelpazesi sergilemiştir. Kendisi esas olarak tıp biliminde zirveye çıksa da, aynı zamanda usta bir astronom, üretken bir yazar, derin bir filozof ve felsefeci kimliğini de taşıyordu. Kaleme aldığı eserler ve gerçekleştirdiği bilimsel faaliyetler, özellikle tıp ve felsefe sahalarında küresel bir iz bırakmıştır.
Büyük âlim İbn-i Sina’nın yaşamına dair bilgiler, bizzat kendi öğrencisine yazdırdığı otobiyografik anlatım sayesinde günümüze kadar ulaşmıştır. 980 yılında doğan İbn-i Sina, felsefe ve tıp disiplinlerine olağanüstü erken bir dönemde alaka duymaya başladı. Henüz 13-14 yaşlarında, ünlü düşünür Aristo’nun “Metafizik” eseriyle tanışma fırsatı buldu. Yalnızca 16 yaşına geldiğinde, özgün metotlarını uygulayan yetkin bir hekim olarak kabul görmeye başladı. İbn-i Sina, 18 yaşına bastığında ise adını geniş kitlelere duyuran, saygın bir şahsiyet konumuna yükseldi. 1002 yılından itibaren devlet işleriyle yakından ilgilenen deha, 1015 senesinde Suriye’nin Şam kentinde vezirlik makamına getirildi. Hayatının son demlerinde bağırsak hastalığıyla mücadele eden İbn-i Sina, ne yazık ki 58 yaşında vefat etti.
İbn-i Sina’nın ismi tıp bilimiyle özdeşleşse de, kendisi aynı zamanda seçkin bir filozoftur. Felsefi düşünceleri ve zengin yazınları, onu tarihin en kayda değer düşünürleri arasına yerleştirmiştir. Özellikle felsefi alanları keskin bir şekilde sınıflandırmasıyla dikkat çekmektedir. Bilim felsefesi, varlık felsefesi ve felsefenin sistematik sınıflandırması, onun felsefe sahasındaki en temel ve çığır açan çalışmaları arasında yer alıyor.
İbn-i Sina’nın kaleminden çıkan her bir yapıt, asırlar sonra bile evrensel bir değer taşımaya devam ediyor. Dünya bilim ve düşünce tarihine yön veren, küresel yankı uyandıran o temel eserler şunlardır:
Yorum Yap