Gençlerde yaygınlaşan uyarıcı ilaçların tehlikelerine dikkat çekiyoruz. Bağımlılığın zararlarını ve korunma yollarını öğrenin.
Reçeteli ilaçların doktor gözetimi olmadan kullanımı, günümüzde giderek büyüyen bir halk sağlığı sorunu olarak kendini göstermektedir. Yeşilay Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çiğdem Karakükçü, bu durumun özellikle gençler arasında artış gösterdiğini vurgularken, sınav kaygısı, uykusuzluk ve performans baskısı gibi etkenlerin bu yönelimi artırdığını ifade etti. Karakükçü, “İlaçların doktor tavsiyesi dışında kullanımı, bağımlılığa giden bir yol açmaktadır” şeklinde konuştu.
DOZ GİDEREK YÜKSELİYOR
Karakükçü, gençler arasında yaygınlaşan ilaç bağımlılığına dikkat çekerek, “Bireyler çoğu zaman ağrı kesicilerin, bazı antidepresan ve uyarıcı ilaçların ya da hormon içeren ilaçların etkisini daha yoğun bir şekilde hissetmek için dozajı artırabiliyorlar. Bazen de ‘Biraz daha iyi hissederim’ düşüncesiyle başka bireylerin ilaçlarını denemeye kalkışıyorlar. İşte o andan itibaren bağımlılık süreci başlamış oluyor” dedi. Ayrıca sentetik ilaçlar konusuna da değinen Karakükçü, “Sentetik maddeler genellikle ‘bitkisel’, ‘tütsü’ veya ‘zararsız’ gibi ifadelerle pazarlanıyor. İçerikleri belirsiz olduğu için ne tüketildiklerini bilmiyorlar. Her birinin farklı kimyasallar barındırması sebebiyle ciddi zehirlenmelere, ruhsal bozukluklara, ani davranış değişikliklerine ve öfke patlamalarına yol açabiliyor. Gençler bu maddelere karşı oldukça meraklı. Vücut hızla yüksek dozlara alışıyor ve kullanıcıları aynı etkiyi elde edebilmek için dozajı sürekli artırmaya itiyor. Nihayetinde, bu maddeler bireylerin yaşamının merkezine yerleşiyor ve birçok psikolojik, sosyal, ekonomik ve fizyolojik sorun ile karşı karşıya kalınıyor” dedi.
Türkiye’de son beş yıl içerisinde özellikle güçlü ağrı kesicilere yönelik reçeteli ilaç kullanımında belirgin bir artış gözlemlendiğini aktaran Karakükçü, pandemi döneminin ardından psikolojik ilaç reçetelerinin %10-20 oranında yükseldiğine dikkat çekti. Bu ilaçların, kronik ağrı, uykusuzluk ve anksiyete sorunları için yaygın şekilde reçete edilmeye devam ettiğini belirtti.
STRESLE BAŞA ÇIKMA YÖNTEMİ OLDU
Karakükçü, gençler arasında ilaç kullanımının artmasının ardında yatan faktörleri sıralayarak, dijital platformlara kolay erişim, sınav ve başarı baskısı ile uykusuzlukla mücadele etme isteği gibi sebeplerin etkili olduğunu belirtti. Ayrıca “Performans artırıcı beklentiler ve arkadaşlar arasındaki normalleştirici tutum da bu durumun artmasına katkı sağlıyor. Lise ve üniversite çağındaki gençlerde merak, risk alma eğilimi ve karar verme yetisinin tam gelişmemesi, ilaç deneme isteğini artırıyor. Sınav kaygısı dolayısıyla uyarıcılara yönelim ve stresle başa çıkma amacıyla sakinleştiricilere yönelmeler yaygınlaştı. Sporcular ile beden imajı kaygısı taşıyan gençler de hormon içeren veya iştah baskılayıcı reçeteli ilaçları kullanma eğilimindeler” dedi.
REÇETE TAKİBİ SIKLAŞTIRILMALI
Karakükçü, dijital reçete takibinin ve yasal düzenlemelerin yetersizliğine dikkat çekerek, şu önerilerde bulundu: “ABD, Kanada, Avustralya ve Avrupa ülkelerinde ilaç kullanımı dijital sistemlerle izleniyor. Türkiye’de de e-Nabız altyapısıyla benzer bir sistem geliştirilmiştir. Ancak sadece dijital takip yeterli değildir. Aile içindeki iletişimin güçlendirilmesi, okullarda seminerler düzenlenmesi ve toplum sağlığı merkezleri ile sivil toplum kuruluşlarının bilinçlendirme kampanyaları yoluyla önleme stratejilerinin desteklenmesi gerekmektedir. Bağımlı bireyler, AMATEM ve YEDAM gibi merkezlerden yardım alarak yalnız olmadıklarını anlamalıdırlar.”
Yorum Yap