Tüm Türkiye’de ve Gaziantep’teki binlerce spor sektörü çalışanını yakından ilgilendiren emsal niteliğindeki o olay yargıya taşındı. Ankara’da bir ilçe belediyesine bağlı spor tesisinde çalışan 38 yaşındaki kadın spor eğitmeni Ö.Ş., iş yerinde maruz kaldığı kan donduran baskılar ve “tayt-kısa şort” zorunluluğu nedeniyle isyan ederek 500 bin TL’lik manevi tazminat davası açtı. Yıllarca güvendiği iş yerinde her adımının kameralarla saniye saniye izlenmesi, tuvalete gitmesinin bile sorun olması ve sürekli kıyafet baskısı görmesi akıllara durgunluk verdi. Peki, bir iş yerinde çalışana zorla tayt veya şort giydirilebilir mi? Herkesin merak ettiği o şok edici davanın perde arkasına ulaştık…
İlk duyduğunuzda “Yok artık, bu kadarı da olmaz!” dedirtecek türden bu skandal olay, çalışma hayatındaki mobbingin (psikolojik şiddetin) ulaştığı o korkunç boyutu gözler önüne seriyor. 7 yıllık çalışan Ö.Ş., sadece “giyin” denilen kıyafetler yüzünden değil, mola saatlerinde arkadaşlarıyla konuşmasının yasaklanması ve mesai dışındaki hayatının dahi kontrol edilmeye çalışılması sebebiyle soluğu mahkemede aldı.
Olayın en çok tepki çeken kısmı, yönetimin sık sık değişmesi ve her gelen yeni yöneticinin kadın çalışana farklı bir kıyafet dayatması oldu. Ö.Ş.’nin iddiasına göre, bir müdür gelip “Kısa şort giyeceksiniz” derken, ardından gelen başka bir müdür “Hayır, şort olmaz, tayt giyeceksiniz” diye baskı kurdu. İş Kanunu ve yargı kararlarına göre, işverenin kıyafet belirleme hakkı olsa da, çalışanın onurunu kıracak, rahatsız edici veya taciz boyutuna varacak keyfi kıyafet dayatmaları doğrudan mobbing (psikolojik şiddet) kapsamında değerlendiriliyor. Uzmanlar, bu tür durumlarda çalışanların derhal hukuki yollara başvurması gerektiği konusunda ciddi uyarılar yapıyor.
Skandalın boyutunu büyüten bir diğer iddia ise saniye saniye izlenme baskısı. Mola yerlerinin kısıtlanması, sürekli ayakta durma zorunluluğu ve arkadaşlarıyla bir saniye bile sohbet ettiğinde anında telefonla aranarak, “Kameralardan izliyoruz, birbirinize dokunmayın, sürekli havuzun etrafında dolaşın” şeklinde uyarılması bardağı taşıran son damla oldu. Avukat Senem Yılmazel, bu tarz sürekli, sistematik ve kasıtlı gözetlemelerin açık bir psikolojik şiddet olduğunu vurgulayarak, işçinin özel alanının ihlal edildiğini belirtti.
Bu haber, aslında sessizce benzer sorunları yaşayan on binlerce çalışanın sesi oldu. Uzmanlar, iş yerinde kasıtlı, sürekli ve sistematik bir şekilde uygulanan psikolojik şiddete maruz kalan çalışanların asla sessiz kalmaması gerektiğini hatırlatıyor. Eğer siz de benzer bir “yıldırma” politikasıyla, asılsız tutanaklarla veya özel hayatı ihlal eden kameralı baskılarla karşı karşıyaysanız, devletin resmi destek hattı olan Alo 170’i arayarak psikolojik destek ve hukuki rehberlik alabilirsiniz. İlk duruşması bu ay görülecek olan bu kritik dava, çalışma hayatında yeni bir dönüm noktası olabilir.
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap