Türkiye genelinde baraj doluluk oranları ve kuraklık endişesi konuşulurken, Gaziantep’in bu süreci kesintisiz atlatmasının sırrı ortaya çıktı. Yıllar önce öngörülen risklere karşı devreye alınan Fırat Projesi, 2,5 milyonluk şehrin su güvenliğini nasıl sağladı?
Gaziantep, coğrafi konumu itibarıyla Türkiye’nin en kurak iklim kuşaklarından birinde yer almasına rağmen, son yıllarda büyüyen nüfusuna ve sanayisine paralel olarak su sorunu yaşamayan nadir metropollerden biri oldu. Şehrin bu stratejik başarısının arkasında ise 2014 yılında, henüz kriz kapıya dayanmadan atılan kritik bir imza ve mühendislik vizyonu yatıyor: Fırat Projesi.
Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin’in göreve geldiği ilk dönemde, GASKİ yetkilileri masaya endişe verici bir rapor koydu. Raporda, yağışların mevsim normallerinin altında seyretmesi durumunda şehrin çok kısa süre içinde ciddi su kesintileriyle karşı karşıya kalacağı belirtiliyordu. Bu uyarı, klasik belediyecilik hizmetlerinin ötesinde, şehrin geleceğini kurtaracak radikal bir adımı zorunlu kıldı.
İstanbul’un su sorununu çözen Melen Projesi’nden ilham alan yönetim, Fırat Nehri’nin suyunu Gaziantep musluklarına akıtacak devasa bir altyapı hamlesi başlattı.
Proje, sadece kağıt üzerinde değil, sahada da büyük bir mühendislik sınavıydı. Toplamda 120 kilometre uzunluğunda dev çelik boru hatları döşendi ve zorlu coğrafi koşulları aşmak için 4 kilometrelik tüneller açıldı. Türkiye’nin en zorlu su isale hatlarından biri olarak kabul edilen proje, Avrupa Birliği fonları ve ilgili bakanlıkların desteğiyle bütçe engellerine takılmadan yaklaşık iki yıl gibi rekor bir sürede tamamlandı.
Ankara ile yürütülen sıkı koordinasyon sayesinde bürokratik engeller hızla aşıldı ve suyun şehre ulaşması sağlandı.
Bugün gelinen noktada projenin önemi çok daha net anlaşılıyor. Gaziantep’in nüfusu 2,5 milyonu aşarken, sanayi ve konutlardaki su tüketimi geçmiş yıllara göre yüzde 50 oranında arttı. Başkan Fatma Şahin’in “Öngörü belediyeciliği” olarak tanımladığı bu hamle yapılmasaydı, bugün şehirde ciddi su kısıtlamaları yaşanması kaçınılmaz olacaktı.
Helete ve Çetintepe gibi ek projelerle desteklenen bu “hayat hattı”, sadece bugünü değil, Gaziantep’in gelecek projeksiyonunu da güvence altına aldı. Yeraltı su kaynaklarını koruyan ve sürdürülebilir bir model sunan Gaziantep örneği, kuraklıkla mücadele eden diğer büyükşehirler için de incelenmesi gereken bir model olarak öne çıkıyor.
Kaynak: Haber merkezi
Yorum Yap