Edirne ve çevresinde tarımla uğraşan binlerce kişiyi yakından ilgilendiren kuraklık tehlikesi, son iki yıldır bölge çiftçisine adeta kabusu yaşatmıştı. Tarlalar kurumaya yüz tutmuş, özellikle ayçiçeği ve buğday üreticisi için korkutan bir ekonomik darboğaz kapıya dayanmıştı. Ancak herkesin umudunu kestiği o anda doğanın dengesi yön değiştirdi. Peki, tarımsal üretimi adeta ipten alan ve iflas senaryolarını çöpe attıran o şok değişim ne? İşte milyonluk rekolteyi kurtaran o kritik tablo…
Geçtiğimiz Aralık ayında suları tamamen çekilen ve adeta kuruma noktasına gelen Süloğlu Barajı, tehlike çanlarının en yüksek perdeden çaldığı yerdi. Ancak Şubat ayında bölgeye metrekare başına düşen 145 kilogramlık yağış, o felaket senaryolarını bir gecede tersine çevirdi. Aylar önce sadece %18 seviyelerini gören barajda doluluk oranı aniden yüzde 96’ya fırladı! Hatta barajın taşma sınırına yaklaşmasıyla birlikte, biriken devasa su kütlesi Osmanlı’ya kadar uzanan dere yatağına kontrollü olarak salınmaya başlandı.
Google aramalarında ve bölge halkı arasında günlerdir en çok merak edilen “Barajlarda su kaldı mı, tarımsal üretim ne olacak?” sorularının cevabı nihayet netleşti. Edirne Genç Çiftçiler Derneği Başkanı Egemen Ilgın’ın yaptığı açıklamalara göre; geçen yıl bölgeyi afet bölgesi ilan etme noktasına getiren o ağır verim kayıpları bu sezon yaşanmayacak. Bölge, son yılların en bereketli yağışını alırken, çiftçinin rahat bir nefes alması ve tarlalardaki rekoltenin bu yıl zirve yapması bekleniyor.
Barajın tamamen dolması büyük bir müjde olsa da, uzmanlardan çiftçilere yönelik çok kritik bir uyarı geldi. “Su bol, sulama rahat olur” diyerek eski vahşi sulama (salma sulama) yöntemlerine dönmek, gelecekteki yeni kuraklık felaketlerine kendi elimizle davetiye çıkarmak anlamına geliyor. Suyu hoyratça tüketen geleneksel yöntemler yerine, artık tüm üretimde damlama sulama sistemine geçilmesi hayati önem taşıyor. Damlama sulama sadece %50 oranında su tasarrufu sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda suyu doğrudan bitkinin köküne ulaştırdığı için, zararlı yabancı otların büyümesini de engelleyerek çiftçiyi büyük bir dertten kurtarıyor.
Küresel uzmanların hazırladığı raporlar, 2050 yılına kadar tarımsal su ihtiyacının en az %30 oranında artacağını gösteriyor. Tam da bu yüzden, elde edilen bu devasa su rezervinin önümüzdeki sıcak yaz aylarında buharlaşıp yok olmaması için acil adımlar atılması şart. Eskiden derelerde bulunan sazlıkların buharlaşmaya karşı doğal bir koruma kalkanı görevi gördüğünü hatırlatan uzmanlar, baraj ve gölet çevrelerinin acilen ağaçlandırılması gerektiği konusunda yetkilileri uyarıyor. Öte yandan, Bulgaristan’ın baraj kapaklarını açmasıyla yaşanan ufak çaplı su baskınları; suyu elde tutmak kadar, onu doğru yönetmenin de tarım için ne denli yaşamsal olduğunu bir kez daha kanıtladı.
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap