ABD ve İran arasındaki nükleer gerilimde tansiyon tavan yapmışken, Tahran’dan uluslararası dengeleri altüst edecek şok bir teklif geldi. Cenevre’deki kritik görüşmeler öncesi sızan bilgilere göre, İran nükleer programında geri adım atmaya hazır. Bölgede savaş tamtamları çalarken gelen bu hamle, Washington koridorlarında “taktiksel bir manevra mı yoksa gerçek bir barış eli mi?” sorularını beraberinde getirdi. Peki, uranyum zenginleştirme oranında yapılacak o devasa düşüş savaşı durdurmaya yetecek mi? İşte dünyanın nefesini tutarak izlediği o kritik pazarlığın tüm detayları…
İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılacak nükleer müzakereler öncesinde diplomasi trafiği hiç olmadığı kadar hızlandı. Haziran 2025’te yaşanan doğrudan çatışmaların ardından kopma noktasına gelen ilişkiler, Umman’ın arabuluculuğuyla yeniden canlandırıldı. İran’ın masaya getirmeye hazırlandığı iddia edilen teklif, nükleer silah üretme kapasitesine dair endişeleri bir nebze de olsa dindirebilir. Ancak ABD’nin bu teklife vereceği yanıt, bölgedeki tehlikeli tırmanışın yönünü belirleyecek.
Uluslararası kamuoyunun ve Google aramalarının bir numaralı gündem maddesi olan “İran uranyum zenginleştirme oranı” konusunda Tahran’dan radikal bir hamle geldi. İddialara göre İran, uranyum zenginleştirme seviyesini %60’tan, sivil kullanım sınırı olan %3,6’ya düşürmeyi teklif etmeye hazırlanıyor. Nükleer fizikçiler, %60 seviyesinin silah üretimine çok yakın bir eşik olduğu konusunda defalarca uyarıda bulunmuştu. Tahran’ın bu hamlesi, nükleer programını “barışçıl” sınırlara çekme niyetinin en somut göstergesi olarak okunuyor.
“İran nükleer anlaşması yeniden canlanacak mı?” sorusu, diplomasi dünyasının en çok arattığı başlıklar arasında yer alıyor. İran’ın yeni paketinde sadece oran düşürme değil, aynı zamanda uranyum zenginleştirme faaliyetlerini 7 yıl süreyle askıya alma önerisi de bulunuyor. Bu, 2015 yılında imzalanan ancak Trump döneminde rafa kaldırılan anlaşma şartlarına çok yakın bir pozisyonu işaret ediyor. Ancak Washington yönetimi, zenginleştirilmiş uranyumun tamamen ülke dışına çıkarılması konusunda kritik bir baskı uyguluyor; İran ise bu talebe şimdilik “kırmızı çizgi” diyerek kapıları kapatıyor.
Orta Doğu’da yaşayan milyonlarca insanı doğrudan ilgilendiren “Savaş çıkacak mı?” endişesi, 26 Şubat’taki Cenevre görüşmeleriyle yeni bir boyuta evriliyor. Taraflar arasındaki derin güven bunalımı sürse de, İran’ın bu şok teklifi masadaki en güçlü barış ihtimali olarak görülüyor. Eğer ABD bu teklifi “yetersiz” bularak reddederse, bölgedeki askeri yığınağın bir çatışmaya dönüşmesi an meselesi olabilir. Siyasi analistler, önümüzdeki 48 saatin küresel enerji piyasaları ve sınır güvenliği açısından alarm verici derecede önemli olduğunu vurguluyor.
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap