Ortadoğu’da kılıçlar kınından tamamen çekildi, nefesler tutuldu! İran, ABD ve İsrail ekseninde aylardır alevlenen savaşta gerilim, ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’dan yaptığı tarihi “Ulusa Sesleniş” konuşmasıyla daha önce görülmemiş bir seviyeye tırmandı. “Destansı Öfke Operasyonu” adı verilen süreçte sona yaklaştıklarını tüm dünyaya ilan eden Trump, Tahran yönetimini tam anlamıyla ‘Taş Devri’ne geri göndermekle tehdit etti. Sadece İran’ı değil, küresel ittifakları da sarsan asıl gelişme ise Washington’dan gelen şok çağrı oldu: Trump, doğrudan Avrupa ülkelerine ve NATO’ya seslenerek askeri güçlerini Hürmüz Boğazı’na indirmelerini istedi. Eş zamanlı olarak Tahran’ın göbeğinde patlayan bombalar ve kritik isimlere yönelik suikastlar, krizin artık diplomatik yollarla çözülemeyecek bir evreye girdiğini kanıtlıyor.
Haber bültenlerine son dakika olarak düşen ve bölgedeki tüm dengeleri altüst eden bomba, Trump’ın açıkça bir yıkım takvimi vermesi oldu. Eğer kısa süre içinde bir anlaşma sağlanamazsa İran’ın tüm elektrik altyapısını yerle bir edeceklerini duyuran ABD Lideri, sivil halka bir “şans” vermek adına şimdilik petrol tesislerini es geçtiklerini vurguladı. Operasyonun rotasını çizen Trump’ın dudaklarından dökülen şu sözler yaklaşan fırtınanın en net özetiydi: “Askeri hedefleri tamamlamaya çok yaklaştık. Önümüzdeki 2-3 hafta içinde onlara çok sert bir darbe indireceğiz!”
Krizin sadece Ortadoğu’yu değil, Avrupa’yı da felakete sürükleyebilecek en tartışmalı boyutu Amerika’nın müttefiklerine yönelik resti oldu. Kendi enerji bağımsızlığını ilan eden ve “Ortadoğu petrollerine artık zerre kadar ihtiyacımız yok” diyen Trump, adeta saatli bombayı müttefiklerinin kucağına bıraktı. NATO’yu açıkça sıcak çatışmanın içine çekmeye çalışan Trump’ın, “Hürmüz Boğazı’ndan petrol alan ülkeler o geçidi korumakla yükümlüdür. Gidin, orayı alın ve kendiniz için kullanın. Bunu daha önce yapmalıydınız. Gerekirse destek veririz” şeklindeki çıkışı, küresel bir deniz savaşının fitilinin ateşlendiği şeklinde yorumlandı.
Siyasi arenada bu fırtınalar koparken, sahada operasyonların şiddeti kesintisiz artıyor. ABD ve İsrail istihbaratının hedefleri artık doğrudan İran rejiminin kalbindeki kilit figürler. Eski dini lider Ali Hamaney’in başdanışmanı olan Stratejik Dış İlişkiler Konseyi Başkanı Kemal Harrazi’nin Tahran’daki konutuna çok ağır bir saldırı düzenlendi. Eşinin hayatını kaybettiği, kendisinin ise ağır yaralı olarak hastaneye kaldırıldığı bu operasyon, istihbarat ağının İran’ın içine ne kadar sızdığını açıkça gösteriyor. Öte yandan Humeyn kentinde ABD ordusuna ait bir MQ-9 insansız hava aracının düşürülmesi, hava sahasındaki savaşın tüm acımasızlığıyla sürdüğünün bir başka kanıtı.
Trump’ın açıklamalarına ve algı operasyonlarına İran cephesinden verilen yanıt ise oldukça sert oldu. İran’ın mevcut dini lideri Mücteba Hamaney, hem İsrail’e hem de ABD’ye karşı geri adım atılmayacağını ve direnişin süreceğini ilan etti. Aynı saatlerde Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ise doğrudan ABD halkına seslendiği dikkat çekici bir açık mektup yayımladı. Amerikan yönetiminin resmen İsrail’in “vekil gücü” gibi hareket ettiğini savunan Pezeşkiyan; kanser ilacı üreten tesislerin ve masum sivillerin vurulmasının Amerikan imajına telafisi imkansız zararlar verdiğini vurguladı ve ekledi: “Bugün yönetiminizin önceliği gerçekten ‘önce Amerika’ mı?”
Washington cephesinden sızdırılan “İran ateşkes için yalvarıyor” şeklindeki ABD medyası haberleri ise Tahran tarafından anında çürütüldü. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, ortada böyle bir talebin kesinlikle olmadığını belirterek dünyaya şu mesajı deklare etti: “Saldırganlar layıkıyla cezalandırılana ve ülkemize tam tazminat ödenene kadar bu savaş asla bitmeyecek!”
Ortadoğu’da artık sözün bittiği yerdeyiz. Trump’ın 2-3 haftalık “Taş Devri” mühleti mi gerçek olacak, yoksa NATO ülkeleri bu ateşe körükle mi gidecek? Küresel savaş çanlarının en yüksek perdeden çaldığı bu günlerde dünya, korkuyla sıradaki adımı bekliyor.
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap