Elektrik piyasasında fiyatlar yüzde 81 oranında tarihi bir düşüş yaşarken, vatandaşın faturasına bu durum yüzde 25 zam olarak yansıdı. Peki, aradaki bu devasa fark kimin cebine gidiyor? Uzmanlar faturalardaki gizemi çözerken, doğalgazda ufukta görünen yeni zam dalgası için de korkutan uyarıyı yaptı: “Fiyatlar düşmezse, zammın devamı yolda…”
Enerji piyasalarında milyonlarca vatandaşı yakından ilgilendiren, eşine az rastlanır bir çelişki yaşanıyor. Enerji Piyasaları İşletme A.Ş. (EPİAŞ) verileri, Türkiye’deki elektrik faturalarının ardındaki can sıkıcı gerçeği gün yüzüne çıkardı. Yılın ocak-nisan döneminde piyasa takas fiyatları 54 Euro seviyesinden 10 Euro’ya kadar inerek yüzde 81 oranında devasa bir düşüş kaydetti. Ancak beklenen oldu ve bu büyük indirim faturaya yansımak yerine vatandaşa yüzde 25’lik bir zam olarak geri döndü.
Tüketiciler “Madem elektriğin üretim maliyeti düştü, faturalarımız neden kabarıyor?” sorusunun yanıtını ararken, enerji uzmanlarından çok çarpıcı tespitler geldi. Uzman isim Önder Algedik, mesken abonelerinin birinci kademe enerji bedelinde aslında bir artış yaşanmadığına dikkat çekti. Algedik’in vurguladığı asıl tehlike ise faturaların gizli kalemlerinde kopan fırtınaydı: Dağıtım bedellerine tam yüzde 32 oranında sessiz sedasız dev bir zam yapılmıştı!
Analist Algedik durumu şu sözlerle özetledi: “Zamlanan elektrik bedeli değil. Asıl zam gören, dağıtım şirketlerine giden para! Biraz da ikinci kademenin üretim bedeli.” Yani özetle vatandaş, kullandığı elektriğe değil; o elektriği evine kadar taşıyan aracı dağıtım şirketlerine daha fazla para ödemeye başladı.
Elektrik faturalarındaki bu “dağıtım payı” krizinin yankıları sürerken, asıl büyük tehlikenin doğalgaz ve kömür cephesinden geldiği belirtiliyor. Fosil yakıtlara olan yüksek bağımlılık, sistemin belini bükmeye devam ediyor.
Yapısal çarpıklığa işaret eden uzmanlar çok net bir uyarıda bulunuyor: “Her yıl doğalgaz ve kömür santrallerine bel bağlayıp, onları sistemde tutmak için teşvik verdikçe santraller sübvansiyona bağımlı kalıyor.”
Elektrik zammının temel gerekçelerinden birinin de bu bağımlılık olduğu belirtilirken, fosil yakıt maliyetlerinin küresel veya yerel bazda aşağı çekilememesi durumunda mevcut durumun sürdürülemez olduğu ifade ediliyor. Eğer fiyatlar bu teşvik sarmalı içinde düşürülemezse, önümüzdeki süreçte yeni doğalgaz zamlarının kaçınılmaz bir domino etkisi yaratacağı aşikar.
Üretimin ucuzlayıp faturanın şiştiği bu sistemde gözler, yetkililerin dağıtım şirketlerinin kâr marjları ve enerji sübvansiyon politikalarıyla ilgili atacağı yeni adımlara çevrilmiş durumda.
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap