Dünya siyaseti nefesini tuttu, Pekin’den peş peşe gelen sıcak haberlere kilitlendi. ABD’nin eski başkanı Donald Trump’ın dikkat çeken Çin ziyaretinin hemen ardından, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de soluğu Pekin’de aldı. Dünyanın en güçlü liderlerini sadece günler arayla ağırlayan Çin, küresel arenada eşi benzeri görülmemiş bir gövde gösterisi yaparken; Putin’in masaya koyduğu ve uluslararası dengeleri kökünden değiştirecek olan o anlaşma sızdı. Beklenen imzalar atılırsa, Batı’nın Rusya’ya ördüğü yaptırım duvarı tamamen çökecek.
Rus liderin, Çin’e yaptığı bu 25. tarihi ziyaret öncesinde iki ülke ilişkilerinin “benzeri görülmemiş bir seviyeye” ulaştığını ilan etmesi, aslında kopacak fırtınanın en net habercisiydi. Kapalı kapılar ardında gerçekleşen zirvenin bir numaralı gündem maddesi ise küresel enerji haritasını baştan çizecek olan “Sibirya Gücü 2” doğal gaz boru hattı projesi.
Tam 2.600 kilometre uzunluğunda olması planlanan bu dev proje, Rusya’nın Çin’e olan doğal gaz akışına yıllık 50 milyar metreküp ek kapasite sağlayacak. Avrupa ihracat pazarını büyük ölçüde kaybeden Moskova yönetimi, bu anlaşmayı Batı yaptırımlarını telafi etmenin ve ekonomiyi ayakta tutmanın tek “anahtarı” olarak görüyor.
Ukrayna savaşıyla birlikte köşeye sıkıştırılmaya çalışılan Rusya’nın, ekonomik ablukayı Çin üzerinden nasıl deldiği de resmi verilerle gün yüzüne çıktı. Pekin yönetimi, yaptırımları adeta yok sayarak savaşın başından bu yana Rusya’dan tam 367 milyar dolardan fazla fosil yakıt satın aldı. Üstelik bu devasa ticaret ağında ABD Doları devre dışı bırakıldı; ödemeler büyük ölçüde ruble ve yuan üzerinden gerçekleşiyor.
İngiliz Financial Times gazetesinin de mercek altına aldığı sürece dair Putin’den gelen son sinyaller oldukça çarpıcı. Petrol ve doğalgaz alanında Çin ile “çok ciddi ve hayati bir adım atmaya” çok yakın olduklarını belirten Rus lider, bu ziyaretten bir anlaşmayla dönmenin Moskova için ne kadar kritik olduğunu gizlemiyor.
Peki, dünyanın en çok konuşulan iki ismini gün arayla kırmızı halıda karşılayan Çin, kime, ne mesaj veriyor?
Uluslararası Kriz Grubu’ndan (ICG) William Yang’a göre tablonun okuması çok net: Çin, uluslararası dengelerdeki yerine duyduğu sarsılmaz güveni sergiliyor. Çin lideri Xi Jinping, Trump ve Putin hamleleriyle doğrudan Washington yönetimine “Alternatifsiz değilim, elimde çok güçlü kartlar var” mesajını iletiyor. Savaşın getirdiği ekonomik baskılar Rusya’yı Çin’e daha bağımlı hale getirip “eşit ortaklık” terazisini Pekin lehine bozsa da, iki ülke Batı’ya karşı omuz omuza durmaktan taviz vermiyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun’un, “Xi ve Putin’in stratejik yönlendirmesiyle dostluğumuz kalplerde daha da kök salacak” çıkışı ise, yeni dünya düzeninin artık çok farklı bir eksende kurulacağının resmi ilanı niteliğinde. Şimdi tüm dünyanın kulağı, Pekin’den gelecek o tarihi imza haberinde.
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap