Sağlık sisteminde son dönemde giderek artan randevu krizi ve polikliniklerdeki korkunç yoğunluğun arkasındaki asıl sır nihayet gün yüzüne çıktı. Yetkililer tarafından yapılan kritik uyarı, hastane koridorlarında yaşanan şok edici tabloyu tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Sadece tek bir kişinin 1 yılda ulaştığı rekor muayene sayısı, duyanları hayrete düşürdü. Peki, her gün binlerce insanın şifa aradığı hastaneleri kilitleyen bu büyük tehlike ne? İşte herkesin acilen öğrenmesi gereken ve “bu kadar da olmaz” dedirten o çarpıcı gerçek…
Türkiye genelinde hastanelerde yaşanan yoğunluk, megakent İstanbul’da açıklanan son verilerle akılalmaz bir boyuta ulaştı. İstanbul İl Sağlık Müdürü Doç. Dr. Abdullah Emre Güner’in paylaştığı trajikomik bir örnek, sağlık sisteminin nasıl suistimal edildiğini kanıtlar nitelikte. Açıklamaya göre, hiçbir acil veya ciddi rahatsızlığı olmamasına rağmen, sadece “alışkanlık ve sosyalleşme” amacıyla 1 yıl içerisinde tam 300 kez doktora başvuran bir hastanın tespit edilmesi büyük şaşkınlık yarattı. Günde birden fazla hastaneyi turlayarak sistemi kilitleyen bu “hastane bağımlılığı”, acil şifa bekleyen diğer vatandaşların sağlık hizmetine erişimini doğrudan tehlikeye atıyor.
Sadece 2025 yılı içerisinde 207 milyon muayenenin yapıldığı kentte, bu rakam kişi başı ortalama 12 muayeneye denk düşerek dünya ortalamasını alt üst etmiş durumda. Yetkililer, yoldan geçerken “hazır pazara inmişken bir de acile uğrayayım” mantığıyla hareket eden vatandaşların, gerçek anlamda kırmızı ve sarı alanda müdahale bekleyen kritik vakalar için büyük bir risk oluşturduğunun altını çiziyor.
Merkezi Hekim Randevu Sistemi (MHRS) verilerinde, 80’den fazla branşa aynı gün randevu bulunabilmesine karşın, sistemin kilitlendiği 3 kritik bölüm bulunuyor: Göz, Cildiye ve Kardiyoloji. Bu bölümler için randevu süreleri yoğunluğa bağlı olarak 10 güne kadar uzayabiliyor. Uzmanlar, internete danışılan basit şikayetler için bile doğrudan dev hastanelere koşmak yerine, en yakın sağlık danışmanı olan Aile Hekimlerine başvurulması gerektiğini vurguluyor. Evlere sadece 7 dakika yürüme mesafesinde olan aile hekimleri, bu yoğunluk krizinin en büyük panzehiri olarak gösteriliyor.
Çalışan kesimin en büyük mağduriyetlerinden biri olan “mesai saatlerinde muayene izni alamama” sorununa karşı hayata geçirilen akşam poliklinikleri tam bir kurtarıcı işlevi görüyor. Hastanelerde saat 17.00’den gece 22.00’ye kadar kesintisiz hizmet veren bu polikliniklerde bugüne kadar 1 milyondan fazla muayene yapıldı. Gündüz yoğunluğunu hafifletmek ve acillerdeki gereksiz yığılmayı önlemek amacıyla akşam mesailerinin kapsamı, yeni hastanelerin de sisteme dahil edilmesiyle sürekli olarak güncelleniyor.
Hastanelerdeki yoğunluğun ötesinde, Türkiye’nin geleceğini tehdit eden bir diğer kritik tablo ise nüfus verilerinde ortaya çıktı. Sağlıklı bir toplum yapısı için 2.1 olması gereken doğurganlık hızı, Türkiye genelinde 1.48’e, İstanbul gibi büyükşehirlerde ise tehlikeli bir sınır olan 1.2’ye kadar çakıldı. Sağlık yetkilileri, yaşlanan nüfusa ileride bakacak genç neslin tehlikeye girdiğini belirterek, anne ve çocuk sağlığını riske atan gereksiz sezaryen oranlarının düşürülmesi için acil eylem çağrısı yapıyor.
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap