Ortadoğu’da sular durulmazken, tüm dünyayı ve dolaylı yoldan cebimizdeki akaryakıt fiyatlarını bile doğrudan etkileyen ABD-İran savaşında şok bir gelişme yaşandı. Milyonlarca kişinin aklındaki “Bu kanlı savaş nasıl bitecek?” sorusuna yanıt aranan o gizli barış görüşmelerinin adresi ve masadaki “gizli arabulucu” netleşti. Üstelik bu ülke, savaşın kilit taraflarından İsrail’i resmen tanımayan ve nükleer krizlerin tam göbeğinde yer alan bir aktör! Peki, bir dönem Başkan Trump’ın “bizi aldatıyorlar” diyerek rest çektiği o ülke, nasıl oldu da bir anda küresel barışın kilit ismi haline geldi? İşte Ortadoğu’nun kaderini yeniden yazacak o gizli masanın perde arkası…
ABD basınının önde gelen kuruluşlarından Washington Post’un sızdırdığı bilgilere göre, ABD ve İran arasındaki kritik barış görüşmelerine ev sahipliği yapan ülke, tüm diplomatik beklentileri altüst eden Pakistan oldu.
Nükleer geçmişi ve İsrail’i devlet olarak tanımayan sert diplomatik duruşuna rağmen İslamabad yönetiminin bu rolü üstlenmesi, uluslararası arenada büyük yankı uyandırdı. Sadece birkaç yıl önce Pakistan’ı “yalan ve aldatmacadan başka bir şey vermemekle” suçlayan Başkan Donald Trump’ın, gelinen noktada bu ülkeyi baş köşeye oturtmasının ardında ise akılalmaz bir diplomatik ikna kampanyası yatıyor.
Google aramalarında “ABD İran savaşı son durum” başlığı altında en çok merak edilen konulardan biri, arabulucu devletin kimliğiydi. Pakistan’ın bu koltuğa oturmasının tesadüf olmadığı ortaya çıktı. Kabil’deki ABD askerlerine saldıran kritik bir ismin yakalanarak Washington’a teslim edilmesi, ABD ile imzalanan devasa “kritik mineraller” anlaşması ve hatta Trump ailesinin kripto şirketiyle yapılan ticari el sıkışmalar, bu ilişkinin ısınmasını sağlayan temel adımlar oldu.
Pakistan’ın İsrail’i tanımamasının masada kriz yaratıp yaratmadığı sorusuna ise Pakistan Senatosu Savunma Komitesi Eski Başkanı Mushahid Hussain Syed çok net bir yanıt vererek adeta meydan okudu: “İsrail sadece ABD’nin bir vekilidir ve biz doğrudan ana ülke ile müzakere ediyoruz.”
Bir dönem buz gibi esen rüzgarların yerini diplomatik bahara bırakmasındaki en büyük pay, Pakistan Başbakanı’nın Trump’ı Nobel Barış Ödülü’ne aday göstermesi ve Trump’ın Barış Konseyi’ne dahil olmasıyla atıldı. İşler öyle bir noktaya geldi ki, Trump artık Pakistan’ın en güçlü ismi olan Genelkurmay Başkanı General Asım Münir’den kamuoyu önünde “favori mareşalim” diyerek bahsediyor.
Gaziantep gibi sanayi ve taşımacılığın kalbi olan şehirleri de yakından ilgilendiren asıl tehlike ise masadaki barış görüşmelerinin çökme ihtimali. Zira Pakistan’ın yakıt ithalatının yüzde 90’ından fazlası, İran’ın kontrolündeki Hürmüz Boğazı üzerinden yapılıyor. Savaşın şiddetlenmesiyle boğazın kapatılması, küresel petrol tedarik zincirini koparma noktasına getirerek akaryakıt fiyatlarında önü alınamaz bir yükselişe sebep olma riski taşıyor.
Şubat ayında İran dini liderinin suikastı sonrası bölgede çıkan çatışmalarda şimdiden onlarca kişi hayatını kaybederken, ABD Konsolosluğu’na yapılan saldırılar krizin boyutunu gözler önüne seriyor. Dünyanın gözünü çevirdiği İslamabad’daki barış masasında yaşanacak sıcak gelişmeler ve piyasalara etkisi oldukça haber içeriğimiz güncellenecektir.
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap