Ortadoğu’da sular bir türlü durulmuyor. 2026 yılındaki savaşın yankıları devam ederken, Tahran yönetiminden bölgedeki dengeleri altüst edecek şok bir hamle geldi. İran, savaş sırasında yaşanan maddi ve manevi zararların karşılanması için bölgedeki 5 ülkeden resmi olarak “savaş tazminatı” talep ettiğini duyurdu. Gündeme bomba gibi düşen bu talebin ardından gözler, İran’ın hedef aldığı o ülkelere çevrildi. Peki, İran’ın Birleşmiş Milletler (BM) Daimi Temsilcisi İrevani tarafından uluslararası hukuku ihlal etmekle suçlanan ve “tam tazminat” ödemesi istenen o 5 ülke hangisi? İşte dünyayı şaşkına çeviren yeni krizin perde arkası…
İran’ın BM Daimi Temsilcisi Emir Said İrevani’nin açıklamalarına göre; Bahreyn, Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Ürdün‘den savaşın yol açtığı tüm zararların karşılanması istendi. Tahran yönetimi bu talebini, söz konusu ülkelerin savaş sırasında ABD ve İsrail operasyonlarına destek verdiği veya topraklarını (üslerini) bu saldırılar için kullandırdığı iddiasına dayandırıyor. İrevani, bu 5 ülkenin uluslararası hukuk kapsamındaki yükümlülüklerini açıkça ihlal ettiğini belirterek, İran’a verilen sadece ekonomik kayıplar için değil, tüm maddi ve manevi zararlar için “tam tazminat” ödenmesi gerektiğini vurguladı.
İran’ın “kan parası” ve tazminat talebine karşılık Körfez ülkeleri de sessiz kalmadı. Suçlamaların merkezindeki ülkeler, savaş sırasında İran’ın kendi topraklarına yönelik füze ve insansız hava aracı (İHA) saldırıları düzenlediğini hatırlatarak asıl uluslararası hukuku ihlal edenin Tahran yönetimi olduğunu savunuyor. Uzmanlar, karşılıklı olarak artan bu tazminat taleplerinin ve sert suçlamaların, bölgedeki mevcut diplomatik süreci içinden çıkılmaz bir hale getirdiği konusunda birleşiyor.
İran’ın 5 ülkeye yönelik bu tazminat talebi, sadece bölgesel bir gerginlik değil, aynı zamanda küresel ekonomiyi de tehdit eden bir unsur. Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimler ve bölgedeki karşılıklı tehditler, enerji piyasalarında ve petrol fiyatlarında sert yükselişlere zemin hazırlıyor. Ayrıca bu talebin, ABD ile yürütülen müzakerelerde nükleer program ve ateşkes koşullarının tartışıldığı masaya “yeni ve zorlu bir başlık” olarak eklenmesi, anlaşmazlıkların çözümünü daha da zorlaştırıyor.
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap