ABD’nin Venezuela’daki siyasi denklemi temelden sarsan müdahalesinin ardındaki ekonomik şifreler gün yüzüne çıkmaya başladı. Eski Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD Başkanı Donald Trump’ın talimatıyla görevden uzaklaştırılıp alıkonulmasının yankıları sürerken, Karakas ve Washington hattında devasa bir ticari hamle gerçekleşti. Uzun yıllardır yaptırımlar nedeniyle kapalı bir ekonomi yürüten Venezuela, tarihinde yeni bir sayfa açarak ABD pazarına tam 1 ton (1.000 kilogram) altın göndermek üzere masaya oturdu. Gizlilikle yürütülen ve değeri 160 milyon doları aşan bu tarihi altın anlaşması, küresel piyasalarda tam anlamıyla deprem etkisi yarattı.
ABD’nin Venezuela’nın devasa petrol rezervlerinde kontrolü sağladığını duyurmasının hemen peşinden gelen bu altın hamlesi, uluslararası emtia devi Trafigura üzerinden yürütülüyor. Axios’un sızdırdığı ve gündeme bomba gibi düşen detaylara göre; Venezuela’nın devlet altın madenciliği şirketi Minerven, ilk etapta 650 ile 1.000 kilogram arasında değişen yarı işlenmiş dore altın külçesini Trafigura’ya teslim edecek.
Anlaşmanın en can alıcı noktası ise tam da burada başlıyor. Trafigura, ABD hükümetiyle yaptığı özel ve ayrı bir sözleşme sayesinde bu altın külçelerini doğrudan ABD sınırlarındaki işleme tesislerine taşıyacak. Saf altının kilogram fiyatının dünya piyasalarında 166 bin dolar seviyelerine dayandığı bir dönemde, dev transferin toplam değerinin 160 milyon doların çok üzerinde olduğu tahmin ediliyor.
Siyasi otoritenin hızla el değiştirdiği ülkede, ekonomik reformlar da jet hızıyla devreye alınıyor. Venezuela’nın Geçici Cumhurbaşkanı Delcy Rodriguez, ABD Ulusal Enerji Hakimiyeti Konseyi Başkanı Doug Burgum ile Karakas’ta bir araya gelerek bu yeni döneme resmiyet kazandırdı. Kritik zirveden hemen sonra Rodriguez’in önümüzdeki günlerde meclise sunulacağını duyurduğu “yeni madencilik yasası reformu”, ABD’li şirketlerin bölgedeki yatırım önündeki tüm engelleri kaldıracak bir adım olarak yorumlandı.
Başkente yanında iki düzineden fazla ABD’li dev madencilik ve mineral şirketi yöneticisiyle adeta çıkarma yapan Burgum’un vaadi ise oldukça net: Ülke için milyarlarca dolarlık dev yatırımlar ve binlerce kişiye yüksek maaşlı yeni istihdam kapısı.
Peki, ABD’nin Venezuela ısrarının ve jet hızıyla atılan bu imzaların ardında tam olarak ne yatıyor? Cevap, ülkenin sınırları aşan ve küresel güçlerin iştahını kabartan yeraltı zenginliğinde gizli.
Dünya Altın Konseyi verilerine göre yıllık 20 ile 40 ton arasında üretim kapasitesine sahip Venezuela’nın asıl gücü yerin metrelerce altında saklı. Merkez Bankası’nın 2024 sonu bilançolarında 53 ton resmi altın rezervi görünse de, uzmanlar ülkede henüz çıkarılmayı bekleyen potansiyel altının tam 7 bin tonun üzerinde olduğunun altını çiziyor.
Altın fiyatlarının küresel jeopolitik krizler ve Orta Doğu’daki çatışma ortamının etkisiyle sadece bu yıl içinde yüzde 20 artarak ons başına 5.595 dolara fırlaması, Venezuela’nın yer altındaki bu hazinesini hiç olmadığı kadar değerli kılıyor.
Ancak servet sadece altınla sınırlı değil. OPEC verilerine göre tam 303 milyar 200 milyon varil kanıtlanmış petrol rezerviyle dünyada açık ara ilk sırada yer alan Venezuela, sadece petrolünden 18.5 trilyon dolarlık devasa bir ekonomik büyüklük vadediyor. Ülke ayrıca; demir, bakır, boksit, koltan, elmas, çinko ve titanyum gibi stratejik mineraller ile dünyanın en büyük sekizinci doğalgaz rezervine (201 trilyon fit küp) ev sahipliği yapıyor.
Görünen o ki, dünyanın en zengin yeraltı kaynakları üzerinde oturan Venezuela için kapalı kapılar ardındaki yaptırımlar dönemi sona ererken, milyarlarca dolarlık bu kaynakların ABD öncülüğünde küresel piyasalara hızla akacağı dev bir ekonomik entegrasyon süreci resmen başlamış durumda.
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap