İngiltere’de yaşayan 6 çocuk annesi 51 yaşındaki Tammy Jackson’ın sıradan bir iş günü, çay hazırlarken gözünün önünde beliren tuhaf bir “ışık parlamasıyla” adeta kabusa dönüştü. İlk başta yüzünün önünden bir sinek geçtiğini sanarak durumu hiç önemsemedi. Ancak sadece birkaç gün sonra, sağ gözünün tam ortasında beliren simsiyah bir leke, onu ölümle burun buruna getirecek o korkunç sürecin fitilini ateşledi. Sıradan bir göz yorgunluğu sandığı o masum belirtinin ardında yatan sinsi tehlike, doktorların bile hızlıca harekete geçmesine neden oldu. Peki, rutin göz muayenelerinde hiçbir sorunu çıkmayan talihsiz kadının gözündeki o “siyah lekenin” altından ne çıktı?
Çay yaparken fark ettiği o küçük ışık parlaması, aslında yaklaşmakta olan büyük bir sağlık krizinin ilk alarmıydı. Işık çakmalarını kısa süre sonra giderek artan bir bulanık görme, şiddetli baş ağrıları, gözde akıntı ve şişlik takip etti. Ertesi sabah uyandığında ise sağ gözünün tam ortasına yerleşmiş kapkara bir noktayla karşılaştı. Durumu, “Sanki gözüme ıslak boya sürülmüş gibiydi” sözleriyle tarif eden Jackson, durumun ciddiyetini o an anladı.
Vakit kaybetmeden yerel bir göz kliniğine başvuran talihsiz kadın, optisyenin gözündeki “şüpheli oluşumu” fark etmesiyle acil olarak hastaneye sevk edildi. İçgüdüleri ona bir şeylerin ters gittiğini fısıldıyordu ama duyacağı teşhise henüz hiç hazır değildi.
Hastanede yapılan ilk değerlendirmelerin ardından, tehlikeli bulgular sebebiyle Londra’daki dünyaca ünlü Moorfields Göz Hastanesi’ne yönlendirilen Jackson için zaman adeta durmuştu. Görme kaybı günbegün hızlanıyor, gözündeki şişlik sıvı sızıntısıyla birlikte dayanılmaz bir hal alıyordu. Moorfields’te tam yedi saat süren zorlu ve kapsamlı testlerin ardından beklenen o yıkıcı sonuç açıklandı: Koroid melanomu.
İngiltere’de yılda sadece 600-700 kişide görülen bu nadir ve tehlikeli göz içi kanseri, cilt kanserlerinin aksine güneş ışığıyla bağlantılı değildi. “TFSOM” adlı risk kriterlerinin neredeyse tamamını taşıyan Jackson için tablo oldukça ağırdı. Mesleği gereği cenaze işleriyle uğraşan ve her gün ölümle yüz yüze gelen genç kadın, aldığı haberle adeta yıkıldı. O günleri anlatırken, “Kanser kelimesini duyduğunuz an her şeyin bittiğini sanıyorsunuz. Kendi cenaze işlerimle uğraştığım için, planlar yaparken bir anda ölümün nefesini ensemde hissettim” diyerek yaşadığı psikolojik çöküntüyü gözler önüne serdi. Ancak mucizevi bir tedavi yöntemi kapıdaydı…
Karanlık günlerin ardından umut ışığı, “oftalmik plak brakiterapisi” adı verilen zorlu bir tedaviyle doğdu. Ameliyat masasına yatan Jackson’ın gözünün içine, doğrudan tümöre radyasyon veren radyoaktif küçük bir plak yerleştirildi. Erken teşhis şansı sayesinde bu disk gözünde sadece bir buçuk gün kaldı. Günde dört kez damla kullanmak zorunda kaldığı ve şiddetli şişliklerle boğuştuğu bu sancılı sürecin sonunda kanser kontrol altına alındı. Eğer biraz daha gecikseydi, sadece gözünü değil, hayatını da kaybedebilirdi.
Göz sağlığının asla hafife alınmaması gerektiğinin altını çizen Jackson, bu sinsi hastalığa karşı herkesi uyarıyor: “Eğer bir göz muayenesi yaptırmanız gerekiyorsa, asla ertelemeyin. O optisyenin hızlı tepkisi olmasaydı her şey için çok geç kalınabilirdi. Benim yaşadıklarım bir kişiye bile ders olursa, bu kabusu boşuna yaşamamış sayılırım.”
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap