Yıllarca süren yorucu diyetler, bir türlü verilemeyen inatçı kilolar ve kapıya dayanan Tip 2 diyabet riski… Hayatının en zor günlerini yaşayan Nissa Graun, uyguladığı 5 basit ama son derece etkili kural ile tam 45 kilo vererek tığ gibi oldu! Üstelik bu inanılmaz değişimi sadece 1 yıl içinde gerçekleştirdi. Peki, tartıda 111 kiloyu gördükten sonra 66 kiloya kadar düşmesini sağlayan, “meğer bu kadar basitmiş” dedirten o sır neydi? İşte okudukça şaşıracağınız ve hemen hayatınıza entegre etmek isteyeceğiniz o meşhur 5 altın kural…
Henüz 12 yaşındayken halk arasında “yoyo diyeti” olarak bilinen, hızlı kilo alıp verme sarmalının içine sürüklenen Nissa Graun için kırılma anı, yıllar sonra yaşandı. 2013 yılında ilk bebeğini kucağına aldığında tartıya çıkan Graun, 111 kiloya ulaştığını gördü. Sadece fiziksel bir ağırlık değil, doktorların uyarılarıyla beliren Tip 2 diyabet riski de genç kadının hayatını kabusa çevirmek üzereydi. Ancak bu büyük tehlike, onu pes ettirmek yerine hayatını kökten değiştirecek o güçlü adımı atmasına vesile oldu. Açlık krizlerine sokan, mutsuz eden tüm klasik yöntemleri rafa kaldıran Graun, kalıcı zayıflamanın şifresini çözdü.
Obeziteye ve hastalık riskine karşı açtığı savaşı kazanan genç anne, yalnızca 1 yıl gibi kısa bir sürede 111 kilodan 66 kiloya inerek tam 45 kiloya veda etti. Herkesin mucize aradığı bu çetrefilli yolda, onun sırrı ne tehlikeli cerrahi müdahaleler ne de sihirli karışımlardı. Graun, vücudunu adeta bir yağ yakma makinesine dönüştüren ve hayatını kurtaran o 5 kritik adımı paylaştı.
Spor yapmak her zaman bahanelere ve ertelemeye en müsait eylemdir. Graun, egzersizi günün sonuna, yorgunluğun tavan yaptığı saatlere bırakmanın en büyük hata olduğunu fark etti. Süreci başarıyla yönetmek için, çocukları uyanmadan önceki sabahın ilk saatlerini kendine ayırdı. Evi saran sessizlikte eliptik bisiklet, direnç egzersizleri ve tempolu yürüyüşle metabolizmasını ateşledi. Bilim insanları da uyandıktan sonraki ilk 8 saatin, yeni alışkanlıklar kazanmak için en ideal zaman dilimi olduğunu doğruluyor.
Simitler, poğaçalar veya hızlıca geçiştirilen şekerli gıdalar… Hepsine elveda deyin! Kilo vermenin ve en önemlisi “verilen kiloyu korumanın” bir numaralı kuralı tokluk hissidir. Graun, her öğünün merkezine mutlaka proteini yerleştirdi. Kan şekeri dalgalanmalarına adeta fren yaptıran, tatlı krizlerini bıçak gibi kesen bu taktik, aynı zamanda kas kütlesini koruyarak metabolizmasının gün boyu tıkır tıkır çalışmasını sağladı.
Market raflarında “diyete uygun” veya “düşük kalorili” maskesiyle satılan tuzak ürünlere asla kanmayın. Gıda endüstrisinin daha fazla yedirmek için tasarladığı işlenmiş ürünleri hayatından çıkaran Graun; beslenme düzeninin yüzde 80’ini et, yumurta, taze sebze, meyve ve peynir gibi tamamen doğal gıdalara dayandırdı. Vücudu kaliteli besinlere doyduğu için, akşamları kaçamak olarak tükettiği bir parça bitter çikolata bile süreci asla baltalamadı.
Hedefinizde verilmesi gereken ciddi bir kilo varsa, “ben zaten ne yediğimi biliyorum” yanılgısı en büyük düşmanınızdır. Nissa Graun’un başarısının arkasındaki en güçlü silahı kalori takibiydi. Masum görünen küçük atıştırmalıkların gün sonunda nasıl devasa bir kalori dağına dönüştüğünü görmek için yediği her şeyi not aldı. Tatilde veya dışarıda yenilen yemeklerde bile yapılan bu kayıt işlemi, farkındalığını daima diri tuttu.
Pek çok diyetin sonunu getiren o meşhur tuzak… Ufak bir kaçamak yaptınız diye “Nasıl olsa bozuldu, bugün ne bulursam yiyeyim” mi diyorsunuz? Graun, tam da bu zihniyeti çöpe attığı için kazandı. Mükemmeliyetçilik yerine istikrarı seçti. Küçük bir hata yaptığında diyeti bırakmak yerine, bir sonraki öğünde en sağlıklı seçimi yaparak yola devam etti. Kendini günlerce aç bırakıp hafta sonu yemek krizlerine girmek yerine, her gün dengeli ve yeterli beslenmeyi alışkanlık haline getirdi.
Bu 5 altın kural, kilo verme serüveninde sihirli değnek arayanlar için aslında en büyük mucizenin “irade ve doğru taktikler” olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
Kaynak : Haber Merkezi
Yorum Yap